Etkinlik Takvimi
<< 26 Ekim 2014 >>
Pa
Ps
Sa
Ça
Pe
Cu
Ct
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü


Yoksullukla Mücadelenin Resmi Muhatabı: SYDGM

Türkiye’de yoksullukla mücadele denilince doğal olarak akla ilk gelen Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü. Aslında, yakın tarihe kadar Fak-Fuk-Fon olarak bilinen bu devlet kurumu ismini ve yapısını değiştirmiş halde. Bizlerde, yoksullukla mücadele etmek için resmen kurulmuş ve yasa ile görevlendirilmiş olan bu kurumun tepe yöneticisi ile konuyu bütün detaylarıyla ele almaya karar verdik. Dosya çalışma grubumuz adına Bahadır Aslan ve Hakan Ediğ, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürü Aziz Yıldırım ile ofisinde ayrıntılı olarak görüştü.


İlk olarak toplumun en önemli sorunlarından birisiyle yıllardır uğraşan bir kurumun başında bulunuyorsunuz. Kurumsal tecrübenize bakarak Türkiye’de yoksulluk ile mücadelede nasıl bir dönüşüm var? Eskiye göre değişen nedir?

Kanımca, kurumsallaşma ve anlayış bakımından ciddi bir değişiklik oldu. Bildiğiniz gibi, ülkemizde kamu eliyle yürütülen sosyal yardım faaliyetleri, esas olarak 1986 yılında 3294 sayılı yasa ile kurulan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu tarafından yürütülmektedir.  Fon faaliyetlerini 931 İl ve İlçede kurulu bulunan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları eliyle sürdürmektedir.

Mevcut sosyal yardım programlarının vatandaşlarımıza daha etkin ve hızlı bir biçimde ulaştırılması amacıyla, 9 Aralık 2004 tarih ve 5263 sayılı Kanun ile Fon Genel Sekreterliği, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü olarak teşkilatlandırılarak kurumsal bir yapıya kavuşturulmuştur.  Yine bu kanunla, 3294 sayılı Yasa uyarıca her il ve ilçede kurulmuş Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarımızın karar organı olan mütevelli heyetlerinde hayırsever vatandaşların, sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin ve muhtarlarımızın da temsil edilmesi sağlanmıştır. 

Böylelikle vakıf geleneğine dayanan bu yapıya kurumsal ve katılımcı bir hüviyet de kazandırılmıştır. Bu kurumsallaşma ile birlikte, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü, 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunun amacı ve kapsamı doğrultusunda ülkemizde herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olmayan sosyo-ekonomik yoksunluk içinde bulunan vatandaşlarımızın temel ihtiyaçlarını (yakacak, gıda, giyim, eğitim, sağlık gibi) karşılamakta devam etmekte, özürlü vatandaşlarımızın eğitim ve rehabilitasyon giderlerine katkı sağlamakta, kırsal ve kentsel alanlarda yaşayan vatandaşlarımızın gelirlerini attırma ve sürekli bir işe sahip olmalarına yönelik projelere destek vermektedir. Yoksullukla mücadelede Genel Müdürlük aktardığı kaynaklarla yoksul ve yardıma muhtaç vatandaşlarımızı pasif, yardım bekler durumdan;  aktif, katılımcı ve kendi kendine yeterli duruma getirmeyi,  gelir dağılımındaki adaletsizlikleri gidermeyi,  sosyal barışı sağlamayı ve sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı kuvvetlendirmeyi hedeflemektedir.


Yoksulluk toplumsal bir sorun olarak tanımlanırsa bununla mücadelede asıl görev kime düşüyor? Devlet ve sivil toplum arasında nasıl bir bağ kurulmalı?

Toplumsal bir sorun olan yoksulluk başta kamu kesimi olmak üzere tüm paydaşları ilgilendiren bir meseledir. Bu paydaşlar arasında STK’lar, Üniversiteler, Hayırsever Vatandaşlar, Yerel Yönetimler ve Özel Sektör bulunmaktadır. STK’lar ile olan ilişkinin ise etkinlik ve kaynakların verimli kullanılması esasına dayanması gerekmektedir. Bu anlamda öncelikle ulusal düzeyde çalışan STK’larla olmak üzere ülke çapında bir ortak veritabanının oluşturulması ve paydaşlar arasındaki hedef kitle çakışmasının önlenmesinin faydalı olacağı değerlendirilmektedir.

Yerel düzeyde çalışan STK’ların ise her İl ve İlçede kurulu bulunan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları ile başta veritabanı paylaşımı olmak üzere 3294 sayılı Kanun ile belirlenen hedef kitlemize yönelik çalışmalarda bulunmalarında büyük bir yarar görülmektedir.  

Sivil toplum kuruluşlarının yoksullukla mücadelesi Türkiye’de sivil toplum anlayışının gelişmesine nasıl etkide bulunmaktadır?
Bizim insanımızın vicadanı çok yumuşaktır. Bir mağdur gördüğümüzde ona yardım edebilmek için elinden geleni yapar. Yoksulluk ve yoksullukla mücadele eden  STKların sayınsın arttığını görmekteyiz. Bazılarını TVlerde görebiliyoruz. Televizyonda görmediğimiz  fakat çevresindeki insanlara devamlı yardımlar yapan  “mahalli STK” diyebileceğimiz dernekler, vakıflar hatta cemiyetler var. Bunların faydasını inkar etmek mümkün değildir. İnsanlar, yaptıkları yardımların yerine ulaştığını gördüklerinde daha fazla yardım yapıyorlar, onları gören başkalarının da yardım yapma duyguları harekete geçiyor.

Kurumunuz yoksulluğun bilimsel anlamı konusunda faaliyetler yapmakta mıdır? Sanırım yakın zamanda bir çalıştay yaptınız. (Sosyal Yardım Hizmetleri Çalıştayı)

Tabi ki, birçok çalışma yapıyoruz. Sizin bahsettiğiniz Sosyal Yardım ve Proje Desteklerinin Etki Analizi Çalıştayı da bunlardan biriydi. Sayın Başbakan Yardımcımızın da katılımıyla gerçekleştirildiğimiz bu çalışmada; Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının desteği ile yaptırdığımız Sosyal Yardım ve Proje Desteklerinin Etki Analizini ele aldık. Bu çalışmanın amacı, Genel Müdürlüğümüzün gerçekleştirdiği sosyal yardım ve proje destek faaliyetlerinin fayda sahipleri üzerindeki etkisinin araştırılarak, bu faaliyetlerin yoksulluğun azaltılmasında ne derece etkili olduğunun belirlenmesiydi. Bu çalıştaydan önce de yüksek bir katılımla Bütünleşik Sosyal Yardım Hizmetleri Projesi Çalıştayı yapmıştık.

Önümüzdeki dönem içerisinde de faaliyetlerimizin bilimsel olarak değerlendirilmesi ve bize uygulamalarımız rehberlik edecek çalışmalar yapmaya devam etmeyi planlıyoruz.


Size göre toplumun yoksulluktan en çok etkilenen bölümü hangisidir? Bayanlar, çocuklar gibi değişik toplumsal katmanlar bağlamında böyle bir kanıya ulaşmak mümkün mü?

Yoksulluktan en çok etkilenen kesimlerin çocuklar ve kadınlar olduğunu düşünüyoruz. Bildiğiniz gibi,  çocukların yoksullukla karşılaşma ve yoksulluğun olumsuz etkilerine maruz kalma riski yetişkinlere göre daha yüksektir. Yoksulluk içinde yetişmek, beslenme, sağlık, eğitim gibi temel hizmetlere ulaşılmasını engellemektedir. Çocukluk döneminde yaşanan yoksulluk, çoğu zaman yetişkinlik döneminde yaşanan yoksulluğun habercisi olmaktadır. Bunun gibi kadınlarımız içinde, yardım programlarımızda kadınların yoksullukla karşılaşma riskinin yüksek olduğunu göz önünde bulundurarak değerlendirmeler yapıyoruz..


Avrupa birliği üyelik süreci devletin yoksullukla mücadele politikasına etkide bulundu mu? Bu konuda gelişmeler nelerdir?


Avrupa Birliğine üyelik sürecinde yoksullukla mücadele politikası Ortak İçerme Belgesi (JIM-Joint Inclusion Memorandum) kapsamında şekillendirilmektedir. JIM belgesi ile ilgili çalışmalar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koordinasyonunda yürütülmektedir.

Avrupa Birliği üyelik süreci ile birlikte “sosyal dışlama” kavramının çok boyutlu bir yoksulluk kavramı olarak ülkemizdeki sosyal politika içerisinde yer almaya başladığı görülmektedir. Sosyal dışlama kavramı ile birlikte yoksulluk kavramı yoksunluklar üzerinden yeniden tanımlanmış ve kırılgan gruplar itibari ile o gruba özgü çözümler üretilmesi gündeme gelmiştir.

Türkiye, dünyanın değişik ülkeleri ile kıyaslandığında yoksullukla mücadele hangi konumdadır?

Ülkemiz, refah devletlerinin yükseliş dönemleri olarak kabul edilen 1945–1980 arasında refah devleti örneği olarak sayılan ülkelerden biri değildir. Günümüzde artan sosyal yardım harcamalarına rağmen Akdeniz Refah Devleti olarak da tabir edilen devletin aile ve topluma sosyal yardım anlamında önemli bir rol biçtiği ana refah devleti tipleri dışındaki bu dördüncü grup refah devleti, ülkemiz gerçeği ile örtüşen bir kavramsal çerçeve sunmaktadır. Öte yandan, çözülen aile yapısı ile birlikte sosyal politikanın ülkemiz için dinamik bir süreç olduğunun da göz ardı edilmemesi gerekmektedir.



Kaynak : www.derneklerdergisi.com

Duyurular
Tüm Duyurular